Ankara Kent Konseyi Kırsal Kalkınma Çalışma Grubu’nun Ocak ayı olağan toplantısında, Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Sayın Ahmet Mekin Tüzün ile son derece kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdik.
Son günlerde Ankara Büyükşehir Belediyesi hakkında kamuoyunda sıkça dile getirilen “Mansur Başkan ne yapıyor?” söylemleri karşısında, Ankara kırsalında gerçekte neler yapıldığını birinci ağızdan dinlemek ve kamuoyuyla paylaşmak amacıyla bu toplantıyı organize ettik.
Sayın Tüzün’ün sunumu, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin kırsala bakışını; tarımı, üreticiyi ve yerel değerleri merkeze alan yaklaşımını tüm açıklığıyla ortaya koydu. Dinledikçe gördük ki, Ankara’da kırsal kalkınma adına yapılan çok sayıda önemli hizmet, büyük bir sessizlik içinde ama büyük bir titizlikle hayata geçirilmiş.
Başkent Kart uygulamasıyla, yardıma ihtiyacı olan yurttaşlara insan onurunu koruyan, kimseye hissettirilmeden ve özgürce alışveriş yapabilecekleri bir destek modelinin sunulduğu biliyorduk.
Başkent Marketler aracılığıyla ise kooperatif ürünleri için kalıcı satış alanları oluşturuluyor; yalnızca Ankara’daki değil, Türkiye’nin dört bir yanındaki kooperatiflerin ürünleri doğrudan halkla buluşturuluyor. Böylece hem üretici hem tüketici kazanıyor.
Hayvancılıkla uğraşan çiftçilerimize verilen yem destekleri, küçükbaş hayvan sağlığını korumaya yönelik ilçelere kurulan temizleme ve ilaçlama üniteleri, kırsal üretimi güçlendiren saatte 5 ton kapasiteli tohum eleme selektörleri, nohut, aspir ve buğday tohumu, sebze fidesi destekleri; üretimin yalnızca teşvik edilmediğini, aynı zamanda sürdürülebilir kılındığını gösteriyor.
Üretilen ürünlerin belediye tarafından satın alınarak ihtiyaç sahibi yurttaşlara ulaştırılması ise sosyal belediyeciliğin en somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Kalecik gibi üzüm üretiminin yoğun olduğu ilçelere kazandırılan üzüm sıkma makineleri, soğan üretim bölgelerine kurulan soğan sökme, ekme ve kurutma tesisleri; kırsalda yalnızca üretimi değil, katma değeri de artıran yatırımların varlığını ortaya koyuyor. Kesikköprü başta olmak üzere birçok bölgede hayata geçirilen kapalı devre sulama sistemleri, Kesikköprü’de 7.400 dekar kıraç arazinin sulu tarıma açılması, suyun doğru ve verimli kullanımına verilen önemin açık göstergesi niteliğinde.
İlçelerde kurulan çelik su depoları, dere yatakları ve su kanallarının temizlenmesi, belediyeye ait göletlerin rehabilitasyonu, suni göletler ve yağmur hasadı göletlerinin oluşturulması, kırsalda tarımsal altyapının güçlendirilmesine yönelik planlı ve uzun vadeli çalışmaların önemli parçalarıdır. Ayrıca plastik atıklarından damla sulama boruları belediye tarafından üretilmekte ve çiftçilere %50 hibeli dağıtılmaktadır. Hem çevreci hem suyun tasarruflu kullanımı bakımından önemli bir hizmet.
Beypazarı, Nallıhan ve Güdül bölgelerinde sakız ağaçlarına Antep fıstığı aşılaması, Polatlı Sakarya Köyü çevresinde oluşturulan zeytin bahçeleri ise Ankara tarımının geleceğine dair güçlü bir vizyonu yansıtmaktadır. Bugün şaşkınlıkla karşılanan bu çalışmalar, çok değil birkaç yıl içinde “Ankara’nın zeytini” ifadesini hepimiz için sıradan hâle getirecektir.
Arıcılık alanında Anadolu ırkı arıcılığın geliştirilmesine yönelik çalışmalar, Cumhuriyetimizin 100. yılına ithaf edilen ve eski adı “Bakap” olan Atatürk Tarımsal Çalışma Merkezi (ATA Çiftliği) ise başlı başına bir vizyon projesi niteliğindedir. ATA Çiftliği; tarımsal üretimin, deneme–geliştirmenin ve eğitim faaliyetlerinin bir arada yürütüldüğü örnek bir merkez olarak Ankara kırsalına umut vermektedir. Henüz görmeyen, bilmeyen herkesi bahar aylarında büyük bir memnuniyetle ATA Çiftliği’ne götürmeye gönüllüyüm.isteyin, yeter…
Bitkisel atıklardan kompost ve sıvı gübre üretimi, deprem sürecinde Hatay ve Kahramanmaraş’ta hayvancılıkla uğraşan üreticilere verilen yem ve saman destekleri, köylüye sağlanan fide ve gübre yardımları; Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin yalnızca kendi sınırları içinde değil, zor zamanlarda ülkenin her köşesinde sorumluluk üstlendiğini bir kez daha göstermiştir.
FAO ile yürütülen iş birlikleri de bu yaklaşımın uluslararası düzeyde karşılık bulduğunu kanıtlamaktadır.
Toplantı boyunca katılımcıların sık sık dile getirdiği “Neler yapılmış da haberimiz yokmuş” sözleri, bu hizmetlerin ne denli kapsamlı olduğunu ve ne kadar sessiz ama etkili bir biçimde yürütüldüğünü açıkça ortaya koymuştur.
Sonuç olarak;
Ankara kırsalında büyük bir emek, ciddi bir planlama ve güçlü bir dönüşüm yaşanmaktadır.
Bu çalışmaların görünür kılınması, emeğin ve üreticinin hakkının teslim edilmesi hepimizin ortak sorumluluğudur.
Tüm bu hizmetler, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün
“Milli ekonominin temeli tarımdır” sözünün, Ankara’da çağdaş, halkçı ve üretim odaklı bir belediyecilik anlayışıyla hayata geçirildiğinin en güçlü ifadesidir. Tüm emeği geçenlere sonsuz teşekkürler…
Ve Öztürk Karatepe’nin sazı ve İlayda Aydoğdu’nun güzel sesi ve türküleri ile toplantımızı sonlandırdık.
MESTEKDER Üyemiz Ayfer ULUSOY a ve emeği geçenlere teşekkür eder Tüm çalışma ve hizmetlerde başarılar dilerim.